Osmanlılarda Diplomatik Münasebetler

Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş aşamalarına dikkatli bir şekilde baktığımızda çok zaman sonra özellikle gerileme dönemi süresince Lale Devri ile gelen batılılaşma sürecinde olduğu gibi bir bürokrasiye, diplomatik ilişkiye rastlamadığımızı görürüz. Rastlamamaktayız ancak bu Osmanlılarda ilk zamanlarda diplomasiye sahip olmadığını düşündürmemelidir. Çünkü Osmanlı kurulduğu zaman Bizans İmparatorluğu mevcut idi ve Bizans’ın sahip olduğu paralı askerler, himayesinde ki diğer askerler ve at yetiştiriciliği kurumları Osmanlılara tabii ettirilmişti. Dolayısıyla burada birinci dereceden somut bir diplomasi münasebeti görülmektedir. Bu ilişkiler dönemin gerektirdiği normatif değerlendirmelerden ötürü Fütuhat anlayışı ile İslam Hukuku baz alınarak olmuştur. Osmanlının bu şer’i değerlendirme ölçütü pek çok ilişkisi bulunduğu ülke ile uzlaşmayı önleyici nitelikte olmamış bu yüzden diplomasi batılı devletlerle ilerlemesi gerektiği gibi ilerlememiştir. Osmanlının diğer diplomatik devletler ile münasebetlerinin olumluluğu ise iç işlerinde ki dengesizliği ve kötüye gidişiyle müsemmadır. Zira bunun en somut ve ilk akla gelen örnekleri; Fetret Devri ve Cem Sultan Olayıdır. Pek çok siyasi olayda ve pek çok padişah’ın zamanında da dalgalı bir profil çizen diplomatik münasebetler, devletin duraklama ve akabinde gerilemeyi yaşadığı dönemlerde farklılık az etmektedir. Çünkü kuruluş aşamasında ve yükselişinde askeri anlamda oldukça donanımlıydı ve güçlüydü. Bunu diğer savaşım içinde olan devletlere karşı çok iyi kullanabiliyordu ancak duraklama ve gerileme ile birlikte devletler arası ilişkiler önem kazanmıştır. Amiyane tabirle “Kurtlar Sofrası’nda” bir mayın olan diplomasi, kim güçlüyse ve bu güçten yıkılmamak adına nasıl istifade edilebileceğini öngören güçlünün yanında yer almayı, “Düşmanımın Düşmanı, Dostumdur ” sloganını döneme hakim kıldığı ortadadır.

One Reply to “Osmanlılarda Diplomatik Münasebetler”

  1. Habip Özcan

    Osmanlı dönemine ait çok fazla kirli bilgi var doğru bilgiye ulaşmanın tek yolu osmanlıcayı öğrenmek ve bununla beraber osmanlı zamanında kaleme alınmış bilgileri şuan ki dilimize aktarmak olabilir. Yazarlarımızı siyasi görüşlerine göre çarpıtmaktadırlar bu yüzden kesin olarak pek inandırıcı gelmiyor.

Comments are closed.